ÇARPIK ÇAĞDA SON OCAK

Osmanlının son 150 yılı ile birlikte başlayan batılılaşma hareketi sadece ilim ve teknoloji alanında yapılmadı. O yıllarda Avrupaya ilim tahsil etme amacıyla giden aydınlar, memleketimizi ilim ve teknoloji de ileriye taşımak amacıyla Avrupayı sadece teknik alanda değil, aynı zamanda ahlak ve kültür alanında da taklit etme isteği duydu.

Büyük bir manevi ve ahlaki buhranda olan Avrupayı taklit etmek; Devlet-i Aliyyenin duraklamasını çöküşe çevirdi.

Avrupa tahsilli olup, devletin üst kademelerinde yöneticilik yapan münevver yani aydın kesim, öz kültürünü yaşamaya çalışan Anadolu insanını hor görerek devletle milletin arasını açmaya başladı.

19. yüzyıl sonlarında İslamcılık ve Osmanlıcılık fikir akımları da ihanetle baltalanınca, kurtarıcı bir fikir akımı ortaya çıktı. Bu akım Türkçülük fikriydi. Mehmet Emin YURDAKUL, Yusuf AKÇURA, Ziya GÖKALP bu akımın önemli fikir pınarlarındaydı. Bilhassa Ziya GÖKALP İstiklal Harbinde ve Cumhuriyetin kuruluşunda Milliyetçilik söylem ve eylemleriyle bu akımın adeta fikir babası haline geldi.

1924 de Gökalp’ in ölümüyle bu bayrağı Nihal ATSIZ devraldı. Türkçülük fikrine çok güzide eserler kazandıran Atsız, Atatürk’ ten sonra başa geçen dönemin devlet adamları tarafından gerek iş hayatında gerekse akademik hayatında zulüme maruz kaldı.

Dönemin Sovyet hayranı yöneticileri Türkçülük fikrini Sovyet Rusya ve Türkiye’ nin arasını bozmaya çalışan zehirli bir fikir olarak gördüler. Ve bu fikrin icracıları olan Nihal ATSIZ, Alparslan TÜRKEŞ ve dava arkadaşlarını tabutluklara ve zindanlara attılar.

Bedenler zindanlarda tutsak olsa da, fikirleri tutsak edemezlerdi. Atsızla aksiyoner bir akım haline Türkçülük, Başbuğ Türkeş ile Türkiye siyasi hayatına girdi.

20. yüzyılın ikinci döneminde ülkenin dört bir yanını Komünizm tehlikesi sarmıştı. Kapitalizm, Liberalizm ve Komünizm gibi ithal fikirler bu memleketin derdine çare olmayacaktı. Başka coğrafyalarda başka kültürlerde doğan bu akımlar Türk Milleti üzerinde ödünç bir elbise gibi absürt duracaktı. Ve yine kurtarıcı olarak Türk Milliyetçileri sahneye çıktı.

Başbuğ Türkeş sayesinde Türk-İslam sentezi olarak, Ülkücü Hareket memleket tarihine damga vurdu. İçinde bulunulan zor süreçten kurtulmanın yolu olarak Türk Milleti ve İslam Ümmetinin asırlardır birikimi olan kadim mukaddesatımıza sahip çıkılması gerektiğini öne sürdü. Tek kurtuluş milli şuur, milli tarih, milli üretimdi. İhtiyaç üzerine 9 Işık Milli Doktrinini Türk milletine sundu. 9 Işık tamamen öz değerlerimizle teknik kalkınmayı sağlayacak yüzde yüz milli bir doktrindi.

Başbuğ Türkeş Türk gençlerine nihai ve ara hedefler yükledi. Allah kelamını yaymak olan İlay-ı Kelimetullah, Türk-İslam şuuruyla yeniden cihan hakimiyeti kurmak olan Nizam-ı Alem ülküsü nihai hedeflerimizden. Bu hedeflerimiz birçok kişi tarafından bizim hayalperestlikle itham edilmemize neden olsada; Sovyet boyunduruğu altında ki Türk yurtlarının birer birer azad olacağını 80 li yıllarda haykırdığımızı belirtmeden geçemeyeceğim. Ve bu ülkü Sovyet Rusya’nın çözülmesiyle gerçekleşti.

Ara hedeflerimiz ise Kızılelma ülkümüz ile sürekli güncellenmekte. Kimi zaman Komünizmle kimi zaman Kapitalizmle olan mücadelemiz günümüzde Kültür Emperyalizmiyle göğüs göğüse devam ediyor.

Ara hedeflerimizin temelini Başbuğ Türkeş’in ‘’Amacımız dil, din, ırk ayrımı gözetmeksizin Türkiye toprakları üzerindeki vatandaşlarımızın çıkarlarını korumak ve gözetmek. Bundan sonra Türkiye dışında yaşayan soydaşlarımızın çıkarlarını devletimizin çıkarlarına ters düşmemesi şartıyla korumak’’  sözleri özetliyor aslında.

Peki bu hedeflere nasıl ulaşacağız?

Ülkü Ocakları ile.

Türk-İslam Medeniyeti, son ümidinin Türkiye olduğunu çok iyi bilmektedir. Türkiye’de ise bu kadim mukaddesatların savunucusu konumunda bulunan tek kurumun Ülkü Ocakları olduğunu herkes bilmelidir.

Nasıl bir diriliş sağlayacağız?

Gerek iktisadi gerek teknik bakımdan geri kalmışlığımızı kendi öz değerlerimize sahip çıkarak telafi etmek için; Ülkü Ocaklarında, Ülkücü gençler yetiştirme çabasındayız. Tamamen milli olan 9 Işık doktrinimiz bu yolda bize büyük mesafeler katettirecektir. Bu ocaklarda yetişen gençler memleketi yönetmeye talip olacaklar. Bu noktada siyasi bir parti ihtiyacı hissedilmiştir. İçin de bulunduğumuz haftadan 50 yıl önce, yani 8-9 Şubat 1969 da Milliyetçi Hareket Partisi kurulmuştur. Siyasi parti ülkümüze ulaşma yolunda zaruri bir ihtiyaçtır.

İlim ve kültür organizasyonlarıyla, moral ve gönül seferberliği ilan etmiş bulunmaktayız. Başbuğ Türkeş’ inde dediği gibi; ilahiyat ve fen fakültelerinin koridorlarını birleştirerek yola çıkmalıyız.

Gaflet kalınlaşınca ihanete dönüşür. Son 250 yıl da bu topraklarda yetişen münevver kesimin büyük çoğunluğu gafletlerini ihanetle süslemiştir. Memlekette büyük bir milliyetçi aydın eksikliği vardır. Aydın denilen insanlar Anadolu insanını hor görmeyip, yer sofrasında diz kırıp bağdaş kurmalıdır.

Kendi öz değerlerimizle kuşanarak, küreselleşen dünyada ulus devlet yapımızı koruyarak, gerekli iktisadi ve teknik kalkınmayı sağlayarak 21. asrı Türk asrı yapmakla mükellef olan Ülkücü gençler; geçmişte olduğu gibi bugünde çileye taliptir.

Şahitlerimiz; binlerce şehidimizdir.

Evlatlarımız Ülkü Ocakları tedrisatından muhakkak geçmeli; yarım asırlık bu harekete Türk milleti kulak vermelidir.

Fikir pınarlarımızı ve ebediyete intikal etmiş ülküdaşlarımızı rahmet ve dua ile anıyoruz. Bu yolda Allah cümlemize sabr-ı cemil ihsan eylesin.

  Kemal TOPÇU

Kırıkhan Ülkü Ocakları İlçe Yöneticisi

KEMAL TOPÇU
KEMAL TOPÇUkemaltopcu@hotmail.com

YORUM ALANI

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.